Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Mert, çocukken babasının hediye ettiği fotoğraf makinesini yıllarca saklamıştı. İlk büyük yolculuğuna çıkarken yeni makinesinin yanına onu da koydu. Çalışıp çalışmadığından emin değildi; yine de çantasında bulunması hoşuna gidiyordu.
Bir sabah araç durduğunda yakınlarında üç zebra vardı. Biri başını diğerine doğru eğmiş, ortadaki sakin biçimde beklerken sağdaki başka bir yöne bakmıştı. Rehber yola devam etmeye hazırlanıyordu. Mert birkaç saniye daha beklemelerini istedi.
Hayvanlar aynı yere bakmıyordu ama birbirlerinden de uzaklaşmıyordu. O görüntü, evdeki son aile fotoğraflarını hatırlattı. Kardeşi objektife bakmamış, babası tam çekim sırasında ona bir şey söylemişti. Fotoğraf kusurlu sayılmıştı; en sevdiği kare yine de oydu.
Bu kurmaca hikâyenin resmi, o kısa karşılaşmadan esinlenir. Siyah fon çevredeki ayrıntıları susturur, üç zebranın çizgileri yan yana gelince ayrı yönlerde akan bir ritim oluşur. Hiçbiri diğerinin aynısı değildir. Resimdeki yakınlık, birlikte dururken herkesin kendi yönüne bakabilmesinde saklıdır. Mert o gün çektiği fotoğrafı eve dönünce kardeşine gönderdi; altına yalnızca bizi hatırlattı, yazdı.

Bir Cevap Yazın