Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Paris yolculuğunun ilk iki günü yağmurlu geçmişti. Esra ile Kaan planladıkları yerleri gezmek yerine kafelerde beklemiş, her seferinde ertesi gün açar, demişlerdi. Son sabah da hava griydi.
Esra çantasından kırmızı elbisesini çıkardı. Onu fotoğraf çekmek için getirmişti ama artık havaya göre saklamak istemiyordu. Kaan ceketini aldı; ikisi yürüyüşe çıktı. Yağmur hafifleyince şemsiyeyi kapattılar.
Islak yol ağaçların rengini yansıtıyor, kule uzakta sisin içinden görünüyordu. Acele etmediler. Yolculuğun en güzel saatinin listelerinde yer almayan bu yürüyüş olduğunu akşam anlayacaklardı.
Kaan fotoğraf çekmek için durduğunda Esra birkaç adım ilerledi. Sonra dönüp elini uzattı. O anın ikinci fotoğrafı olmadı; yürümeye devam ettiler.
Bu kurmaca hikâyenin resminde çiftin yüzleri görünmez. Kırmızı elbise, ağacın sıcak yapraklarıyla ilişki kurar; soluk mavi ve gri çevre yürüyüşe sakinlik verir. Islak zemindeki izler adımlarını sürdürür. Resim kusursuz bir gezi gününü değil, beklenen koşullar gelmeden de birlikte güzel bir saat yaşanabilmesini hayal eder. Hatıra, planın dışında kendine yer bulur.

Bir Cevap Yazın