Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Çocukluğunun geçtiği sokağa yıllar sonra döndüğünde yağmur yeni durmuştu. Apartmanın kapısı değişmiş, köşedeki bakkal kapanmıştı. Yalnızca kaldırımın ortasında biriken su, eskisi gibi ağaçların gölgelerini taşıyordu.
Bir süre o küçük su birikintisinin yanında bekledi. Okuldan dönerken ayakkabılarını ıslatmamak için yaptığı uzun atlayışı hatırladı. Annesi yukarıdaki pencereden bakar, her seferinde aynı uyarıyı yapardı. Şimdi pencerede başka birinin perdeleri vardı.
Telefonunu çıkarıp fotoğraf çekmek istedi, sonra vazgeçti. Hatırlamak istediği şey binanın bugünkü hâli değildi. Yağmur kokusu, soluk yeşil duvar ve ıslak taşların arasına düşen aydınlık yeterliydi.
Eve dönünce defterine birkaç dikey çizgi çizdi. Çizgilerin arasına boşluk bıraktı; sokağı bütün ayrıntılarıyla geri getirmeye çalışmadı. Bazı yerler unutulmuştu ve bunun da resimde bir karşılığı olmalıydı.
Bu kurmaca hikâyede tablo, o kısa dönüşün hatırasıdır. Siyah izler eski kapıların ağırlığını, yeşil ve bej alanlar zamanla solan yüzeyleri çağrıştırır. Beyaz parıltılar ise yağmurdan sonra kaldırımda kalan ışığı taşır. Bakış aşağıya doğru ilerlerken sokak, suyun içinde yeniden kuruluyor gibidir.

Bir Cevap Yazın