Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Terzi dükkânını kapatırken Suna, yıllardır biriktirdiği kumaş parçalarını atmaya kıyamadı. Her parça başka bir işe aitti: mezuniyet elbisesi, düğün ceketi, çocuk için dikilmiş bir etek. Çoğunun sahibini renklerinden hatırlıyordu.
Parçaları evde masanın üzerine yaydı. Önce aynı renkleri yan yana koydu. Sonra bu düzeni bozup mavi ceketin yanına sarı çocuk eteğini, yeşil perdenin yanına kırmızı elbiseyi yerleştirdi. Hayatları hiç kesişmemiş insanların kumaşları aynı yüzeyde buluştu.
Kızının yardımıyla küçük bir örtü dikmeye başladılar. Suna her parçayı anlatınca iş yavaşladı ama kızı onu hızlandırmadı. Dikişlerin arasında bir dükkânın yılları yeniden konuşuluyordu.
Örtü bitince koltuğun üzerine serdiler. Kenarları tam düz değildi. Suna düzeltmek yerine olduğu gibi bıraktı.
Bu kurmaca hikâyenin tablosunda renk alanları yatay katmanlar hâlinde birleşir. Maviler ve yeşiller, sarı ve kırmızı hareketlerle yan yana gelir. Siyah izler sınırları belirler ama her parçayı bütünüyle ayırmaz. Resim, emek verilen günlerin tek bir renkte toplanmadığını, birbirine eklenerek yeni bir yüzey oluşturduğunu hayal eder. Küçük artıklar, tamamlanmış işlerden kalan canlı hatıralara dönüşür.

Bir Cevap Yazın