Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Kemal her sabah balığa çıkan babasını uğurlamak için erkenden kalkardı. Yıllar sonra aynı kıyıya tek başına geldiğinde teknelerin sesini duyar duymaz gözünü açtı. Pansiyonun penceresinden deniz görünüyordu; alt tarafı koyu mavi, ufka yakın bölümü neredeyse beyazdı.
Ceketini alıp iskeleye indi. Bir balıkçı halatı çözerken kısa bir selam verdi. Kemal yardım etmek için uzandı ama adam işini çoktan bitirmişti. Teknede yapacak bir işi olmadan kıyıda kalmak, ona beklediğinden daha tuhaf geldi.
Güneş yükselince suyun üzerinde küçük sarı parıltılar belirdi. Babasının dönüşünü beklediği sabahları hatırladı. O zamanlar denize bakarken yalnızca bir tekne arardı. Şimdi ilk kez suyun kendi hareketini izliyordu.
Bir çay alıp iskeleye oturdu. Yanından geçen teknelerin hiçbirini tanımadı. Yine de kıyıda kalmak ona yabancı gelmemeye başladı. Bazı alışkanlıklar, onları paylaştığımız insanlardan sonra başka bir biçimde sürüyordu.
Bu hikâyeden esinlenen tabloda koyu maviler aşağıda yoğunlaşır, açık renkler yukarıya doğru yayılır. Altın tonlu dokular suya düşen sabah ışığını çağrıştırır. Resim, eski bir bekleyişin yavaşça sakin bir seyretmeye dönüşmesini hayal eder. Kıyıda oturan adam, kalkmak için artık kendisine bir neden aramaz.

Bir Cevap Yazın