Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Kıyıdaki apartmana taşındığında pencerenin önüne bir sandalye koydu. Merve sabah kahvesini burada içeceğini düşünmüştü. İlk günlerde ise kutuları açmakla uğraşırken sandalyenin üzerine sürekli başka eşyalar yığıldı.
Bir pazar hepsini kaldırdı. Karşı kıyının renkli binaları suya uzun izler bırakıyordu. Bir evin kırmızı yüzeyi, yanındaki soluk yapılar arasında hemen seçiliyordu. Merve farkında olmadan her sabah onu aramaya başladı.
Şehirde henüz çok az insan tanıyordu. Yine de pencereden görülen küçük bir ayrıntının tanıdık hâle gelmesi, yeni yerin yabancılığını azaltmıştı.
Bu kurmaca hikâyenin resminde gri ve beyaz çizgiler geniş bir şehir kurar. Kırmızı ve sarı alanlar belirli noktaları öne çıkarır, yansımalar aşağıya uzanır. Resim bir şehrin bütünüyle tanınmasından önce, insanın bakışında yer edinen birkaç pencereyi hayal eder. Yeni evin manzarası, her gün yeniden bulunan bir işaretle kişisel bir hatıraya dönüşür.

Bir Cevap Yazın