Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Vapur iskelesinde son seferi beklerken Eren karşı kıyının ışıklarını izliyordu. Yeni işe başladığı gün yorucu geçmişti. Kimsenin adını tam hatırlamıyor, sabah geçtiği koridorları bile birbirine karıştırıyordu.
Karanlığın içinde tanıdığı birkaç ışığı seçti. Eve yakın fırının tabelası, köşedeki otelin pencereleri ve iskelenin aydınlığı vardı. Uzakta oldukları için küçük görünüyorlardı ama nereye döneceğini biliyordu.
Yanındaki yolcu saati sordu. Kısa bir konuşma başladı. Adam da ilk iş gününden dönüyordu. İkisi, bütün gün aynı kaygıyı farklı yerlerde yaşamış olduklarını fark edip güldüler.
Vapur gelince ayrı yerlere oturdular. Eren yolculuk boyunca karşıdaki ışıkları izlemeye devam etti. Yeni bir hayatın ilk günü, eve giden tanıdık yolun üzerinde yavaşça yerine oturuyordu.
Bu kurmaca hikâyenin resminde mavi yüzeylerin arasına altın tonlu küçük lekeler yerleşir. Üstteki koyu alan geceyi, alttaki daha açık mavi suyu çağrıştırır. Belirgin bir şehir çizilmez. Uzak bir kıyının birkaç ışıkla tanınabilmesi ve yorucu bir günün sonunda insanın yönünü yeniden bulması hayal edilir.

Bir Cevap Yazın