Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Yeni işine başladığında Zeliha her gün başka bir semte geçiyordu. Eski mahallesindeki küçük dükkânları özlüyor, öğle arasında çevresini tanımak için yürüyordu. İlk haftalarda hiçbir sokak kendisine tanıdık gelmedi.
Bir gün köşe başındaki kitapçıya girdi. Aradığı kitabı bulamadı ama sahibi ona yakınlardaki ikinci el dükkânını tarif etti. Zeliha çıkarken küçük bir not bıraktı; kitap gelirse haber verecekti.
Ertesi hafta telefon çaldı. Kitabı almaya gittiğinde dükkân sahibi artık adını biliyordu. İş çıkışında o sokaktan geçmek bir yol zorunluluğundan küçük bir alışkanlığa dönüştü.
Eski mahallesini bırakmamıştı. Yine de yeni yerde kendisine ait birkaç durak oluşmaya başlamıştı. Hayatı iki ayrı çevrenin arasında genişliyordu.
Bu kurmaca hikâyenin soyut yüzeyinde turkuaz ve mavi alanlar, bej ve beyaz katmanlarla karşılaşır. Turuncu çizgi yatay biçimde ilerleyerek bölümler arasında bağlantı kurar. Resim bir köprü çizmeden iki yer arasında süren gündelik geçişleri düşünür. Tanıdıklık, bütün bir şehri bilmekle başlamaz; birinin adınızı hatırladığı küçük bir kapıyla kurulabilir. Yeni yolun rengi zamanla değişir.

Bir Cevap Yazın