Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Şehri ilk kez görmeye gelen kuzenini gezdirirken programı fazla doldurmuştu. Büşra, her yere yetişebilmek için sürekli saate bakıyordu. Kuzeni kıyıda durup biraz oturabilir miyiz, dedi.
Kız Kulesi'nin karşısına geçtiler. Uzakta Galata'nın silueti görünüyordu. Büşra iki ayrı noktayı göstermek için hazırladığı uzun anlatımı bıraktı. Kuzeni yalnızca suya bakmak istiyordu.
Bir çay söylediler. O yarım saat boyunca şehir gezilecek yerlerin listesinden çıkıp birlikte geçirilen zamana dönüştü. Akşam kuzeni en çok hangi yeri sevdiğini soranlara o molayı anlattı.
Bu kurmaca hikâyenin manzarasında iki kule farklı uzaklıklarda belirir. Su ve gökyüzünün sıcak mavi tonları aralarına açıklık bırakır. Resim, bir şehri tanıtmanın her ayrıntısını anlatmakla tamamlanmadığını hayal eder. Yan yana oturup aynı manzaraya bakmak da ortak bir hatıra kurabilir. Görülecek noktalar arasında, durulacak bir yerin olması günü daha anlamlı kılar.

Bir Cevap Yazın