Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Evlendiklerinde mutfağa küçük bir dünya haritası asmışlardı. Gitmek istedikleri yerlere işaret koymuş, ilk yolculuk için para biriktirmeye başlamışlardı. Sonra hayat başka masraflar çıkardı. Harita yıllarca aynı yerde kaldı.
Bir akşam çocukları parmağıyla uzak bir kıtayı gösterip burada ne var, diye sordu. İkisi de hemen cevap veremedi. Birlikte kitaplara baktılar, fotoğraflar buldular ve sofrada daha önce duymadıkları yemekleri konuştular.
O hafta sonu uzak bir ülkeye gidemediler ama yakınlarındaki bir müzeyi ilk kez ziyaret ettiler. Dönüşte haritanın yanına küçük bir not astılar: Merak etmek için bilet gerekmiyor.
Eski işaretler yerinde kaldı. Yeni planları daha küçük ve gerçekleşebilir hâle geldi. Bir gün uzun yolculuk yapmayı hâlâ istiyorlardı; o zamana kadar çevrelerini tanımaya devam edeceklerdi.
Bu kurmaca hikâyenin dünya haritasında kıtalar farklı renklerle belirir. Bej zemin, yıllarca duvarda kalmış kâğıdı çağrıştırır. Renkli lekeler gidilmiş yerleri belgelemek yerine, henüz öğrenilecek hayatların çokluğunu düşündürür. Resim, bir ailenin ertelenen hayalini bırakmadan merakına bugünden yer açmasını hayal eder.

Bir Cevap Yazın