Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Baran, yıllar sonra çocukken gittiği çiftliğe döndü. Eski atının hâlâ orada olduğunu öğrenmişti. Ahıra yaklaşırken nasıl davranacağını bilemedi; hayvanın onu hatırlamasını beklemek fazla şey istemek gibi geliyordu.
Bakıcı kapıyı açtı. Baran elini uzatıp bekledi. At önce nefesini kokladı, sonra başını hafifçe indirdi. Çocukken alnını okşadığı yere aynı hareketle dokundu. Hayvanın onu tanıyıp tanımadığını kesin olarak bilmiyordu ama o dokunuş Baran'a tanıdıktı.
Bir süre yanında durdu. Binmek istemedi. Bakıcı şaşırınca bugün yalnızca görmeye geldim, dedi. Dışarıdan gelen rüzgâr yelelerini kıpırdatıyor, at ara sıra kulağını kapıya çeviriyordu.
Ayrılmadan önce çiftliğe yeniden gelebileceğini sordu. Bir dönüşün yalnızca geçmişi ziyaret etmek zorunda olmadığını o gün düşündü.
Bu kurmaca hikâyenin portresinde yeşil ve turkuaz alanlar, mor ve kırmızı hareketlerle birleşir. Atın gözü çevresindeki koyu izler bakışı toplarken yeledeki renkler tanıdık dokunuşun uyandırdığı duyguyu taşır. Resim, bir hayvanın hatırladığını iddia etmekten çok, insanın yıllar sonra yeniden kurduğu yakınlığı hayal eder.

Bir Cevap Yazın