Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Taşınma günü herkes gittikten sonra Melis salonun ortasına oturdu. Koliler açılmış, kâğıtlar ve kumaşlar birbirine karışmıştı. Sarı perde bir sandalyede, pembe örtü yerde, mavi fincan ise pencerenin önünde duruyordu.
Sabahın bütün planları değişmişti. Asansör bozulmuş, yağmur başlamış, bir kutu yanlış eve gitmişti. Şimdi ortalık dağınıktı ama eşyalarının hepsi sonunda aynı odadaydı. Melis ilk kez derin bir nefes aldı.
Arkadaşı kapıyı çalıp unutulan kutuyu getirdi. Kutunun içinde yemek tabakları vardı. İkisi de gülüp dışarıdan yemek söylediler. Masa kurulamadığı için yerde, kolilerin arasında yediler.
Ertesi gün oda toparlandı. Melis o ilk akşamın fotoğrafını silmedi; evinin başlangıcı düzgün yerleştirilmiş mobilyalar değil, yerde paylaşılan bir yemekti.
Bu hikâyenin soyut resmi, birbirine karışmış renkleri ve yeni bir odanın açıklığını hayal eder. Şeftali, sarı ve pembe alanlar sıcak bir hareket oluşturur. Turkuaz ve koyu izler aralarına girer, beyaz boşluklar nefes bırakır. Dağınıklığın içinde henüz kurulmamış ama yaşamaya başlamış bir ev hissi vardır.

Bir Cevap Yazın