Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Komşular ortak bahçeyi temizlemek için pazar sabahı buluştu. Önce kimin ne yapacağı konuşuldu, sonra işler birbirine karıştı. Biri eski saksıları taşıyor, biri toprağı eliyor, çocuklar da boş kovaları suyla dolduruyordu.
Zehra yalnızca yarım saat yardım etmeyi planlamıştı. Öğleden sonra hâlâ oradaydı. Yan dairedeki yaşlı adamın bitkiler hakkında ne kadar çok şey bildiğini, üst kattaki öğrencinin de çocuklarla ne kadar iyi anlaştığını o gün öğrendi.
İş bittiğinde herkes bir şey getirdi. Bahçe masasının üzerine çay, meyve ve evde kalan kekler kondu. Düzenli bir sofra değildi; kimsenin aynı tabaklardan getirmemesi bile hoşlarına gitti.
Zehra akşam pencereye çıktığında bahçe biraz daha temizdi ama asıl değişiklik orada geçirilen saatlerdeydi. Artık aşağıdaki sandalyeleri yalnızca boş eşya olarak görmüyordu.
Bu kurmaca hikâyenin soyut yüzeyi, o pazarın kalabalık neşesini hayal eder. Pembe, sarı, mor ve yeşil lekeler birbirinin alanına girer. Koyu çizgiler ve damlalar düzeni kesintiye uğratır ama renklerin canlılığı sürer. Resim, kusursuz bir bahçeyi değil, ortak bir iş sırasında birbirini tanımaya başlayan insanların seslerini çağrıştırır.

Bir Cevap Yazın