Bu metin, resimden esinlenen kurmaca bir hikâyedir.

Kızı başka bir şehre taşınırken Fikret, konuşacak son bir şey bulmak için kapının yanında oyalanıyordu. Kutular araca yüklenmiş, komşularla vedalaşılmıştı. Kızının anahtarını hâlâ cebinde tutup tutmayacağını sormak üzereyken sustu.
Kızı ona sarıldı ve pazar günü arayacağını söyledi. Fikret başını salladı. Araç gidince evin içinde dolaştı. Boş kalan odanın kapısını kapatmadı ama eşyaları da hemen değiştirmedi.
Pazar günü telefon geldiğinde kızının yeni evindeki pencereyi gördü. Farklı bir şehirde, tanımadığı bir sokakta kendi hayatını kuruyordu. Fikret odayı görmekten çok, sesindeki rahatlığı duymaktan memnun oldu.
Konuşma bittikten sonra kendi akşam yemeğini hazırladı. Ertesi hafta arkadaşlarıyla buluşmayı da planladı. Mesafeye alışmak ikisinin hayatına yeni yerler açıyordu.
Bu kurmaca anlatının resminde koyu dikey alanlar arasında geniş krem boşluklar bulunur. Turuncu izler ayrılmış yüzeylere sıcaklık katar. Resim, uzaklaşmanın her yakınlığı bitirmediğini hayal eder. Yan yana durmayan iki yaşamın kendi yönünü bulurken birbirine düzenli, küçük temaslarla bağlı kalabilmesine yer bırakır.

Bir Cevap Yazın